Ehliyet iptali yetkisi, İdare Mahkemesi’nde

Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme gerekçesiyle sürücü belgesi ‘iptal’ edilen ve idari para cezası verilen aday sürücüler, davayı sulh ceza hakimliğinde değil idare mahkemelerinde açacak Akdeniz Manşet gazetesinde yer alan 07 Haziran 2019 tarihli ‘Alkolmetreler davalık!’ haberinde “Alkollü olduğu tespit edilen ve ehliyetine el konulan sürücü, alkolmetre cihazının yanıldığını öne sürerek..

Ehliyet iptali yetkisi, İdare Mahkemesi’nde
Yazar : Tarih : Okunma : 287 views Yorum Yap

Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme gerekçesiyle sürücü belgesi ‘iptal’ edilen ve idari para cezası verilen aday sürücüler, davayı sulh ceza hakimliğinde değil idare mahkemelerinde açacak

Akdeniz Manşet gazetesinde yer alan 07 Haziran 2019 tarihli ‘Alkolmetreler davalık!’ haberinde “Alkollü olduğu tespit edilen ve ehliyetine el konulan sürücü, alkolmetre cihazının yanıldığını öne sürerek dava açtı ve Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurdu. Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç mevzuatın değişmesi için karar verdi” ifadeleri yer almıştı. Aday sürücüleri yakından ilgilendiren bu karardan sonra dikkat çekici bir karar da Uyuşmazlık Mahkemesinden geldi. Uyuşmazlık Mahkemesinin 2018/900 esas ve 2019/367 karar sayılı 20 Mayıs 2019 tarihli kararıyla; alkol ve benzeri nedenlerle aday sürücü belgelerinin iptaline ve idari para cezalarının verilmesine karşı yargı yolunun sulh ceza hakimliği değil idari yargı olduğuna karar verildi.

Sürücülere yeni yargı yolu
Kararda Yargıtay Savcısının talebi reddedilerek Danıştay Savcısının talebi yönünde karar verildi. Böylece iki yıl süresince aday sürücü olan kişilerin sürücü belgelerinin iptalinde ve idari para cezalarında itiraza ilişkin yargı yolu için idare mahkemelerinin yetkili olduğu kesinleşti. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 48/5maddesi uyarınca verilen idari para cezası ile Ek 17’nci maddesi uyarınca düzenlenen aday sürücü belgesinin iptaline ilişkin tutanağa karşı yapılan itirazın, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 3’üncü maddesi ve aynı Kanun’un 27’nci maddesinin sekizinci fıkrası hükmü bir arada değerlendirildiğinde idari yargı yerinde çözümlenmesinin gerektiği hakkındaki karar, bağlayıcı bir karar.

Alkollü denilen aday sürücü
Konuya ilişkin olay; 28 Ağustos 2018 günü Hatay’da yaşandı. Davacı N.K.’ye Hatay Valiliği Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce yapılan denetim sırasında, aday sürücü belgesi sahibi olarak, 0.57 promil alkollü olarak araç kullandığının tespit edildiğinden bahisle, Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı düzenlendi. Davacı sürücüye ayrıca 2918 sayılı Kanun’un Ek 17’nci maddesi uyarınca, 0.20 promil üzerinde 0,57 promil alkollü olarak araç kullanmak ve 2918 sayılı Kanun’un 48/5. maddesine göre sürücü belgesinin geri alınması sebepleri olarak gösterilmek suretiyle, “aday sürücünün belgesinin iptaline dair tutanak” düzenlendi. Şahsın sürücü belgesi iptal edildi ve kendisine para cezası verildi. Yeni ehliyete başvuru için, sürücü belgesinin iptal nedenlerinde yer alan geri alma süreleri kadar zamanın geçmiş olması gerektiği hatırlatıldı. 0.50 promil üstünde alkollü araç kullandığından bahisle 6 aylık bekleme süresi sonrası psikoteknik değerlendirmeye girerek bundan başarılı olması, psikiyatri uzmanı raporu sonrası alacağı sürücü adayı olabilir raporu ile bir sürücü kursuna kaydolması, kursta yazılı sınavlar ve direksiyon sınavlarında başarılı olması halinde yeni bir motorlu taşıt sürücü sertifikasının düzenleneceği ve böylece yeni bir aday sürücü belgesi alacağı belirtildi. Davacı sürücü N.K. ise alkollü araç kullandığı iddiasına, idari para cezası ile aday sürücü belgesi olan ehliyetinin iptaline ilişkin tutanağının iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açtı.

Davacı lehine karar verildi
Hatay 2. İdare Mahkemesi, 19.10.2018 gün ve e: 2018/678 sayı ile; 2918 sayılı
Kanun’un 112. maddesinde yapılan yeni düzenlemenin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun
19. maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar
saklıdır.” hükmü çerçevesinde yapılan değişiklik olmadığı, sürücü belgelerinin geçici olarak
geri alınmasına ilişkin kollukça tesis edilen işlemlerin halen idari yargının denetimi altında
olduğunu belirterek, 2918 ve 5326 sayılı Kanun hükümleri göz önüne alındığında, bir idari
işlem olan sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin işlemlerden doğan uyuşmazlıklarda
görevli mahkemelerin idari yargı mercii olduğu açıklanarak, 5326 sayılı Yasa’nın 27/8.
maddesine göre idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak
idari yargının görev alanına giren kararın da verilmiş olması nedeniyle, 2918 ve 5326 sayılı
Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davanın çözümünün idari yargı yerine ait
olduğu gerekçesiyle görev itirazının reddine karar verdi.

Savcılardan iki ayrı karar
Davalı vekilinin, süresi içinde görev itirazında bulunarak, adli yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması yolunda süresi içinde verdiği dilekçe üzerine, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Bu kurumdan ise Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim Çiftçi, somut olaya ilişkin davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiğini belirterek, olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verdi. Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesi uyarınca Danıştay Başsavcısının yazılı düşüncesi alındı. Danıştay Başsavcılığından Savcı Yakup Bal ise davanın çözümünün idari yargı yerine aitolduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği yolunda düşünce verdi.

Raportör de ‘idari yargı’ dedi
Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi; Hicabi Dursun’un başkanlığında, üyeler Şükrü Bozer,Mehmet Aksu, Birol Soner, Süleyman Hilmi Aydın, Aydemir Tunç ve Nurdane Topuz’unkatılımlarıyla toplandı. 20 Mayıs 2019 tarihli toplantıda ilk inceleme ve esas incelemesi yapıldı. Raportör-Hâkim Gülten Fatma Büyükeren’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu sonrası karar verildi. 13.10.1983 tarih ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı” başlığı altında düzenlenen 48’nci maddesinin 5’inci fıkrası (KTK 48/5) ele alındı. ilk defa sürücü belgesi (ehliyet) alanlar ile herhangi bir sebeple sürücü belgesi iptal edilmiş olup da yeniden sürücü belgesi alanların, belgenin alındığı tarihten itibaren iki yıl süreyle aday sürücü olarak kabul edildiği vurgulandı.

Oybirliği ile alındı
Mahkeme kararında “İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 2918 sayılı Kanun’da da idaripara cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği, ancak; idari paracezasına konu işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak ‘sürücü belgesinin iptali’ kararı daverildiği ve idari yargı yerinde dava konusu edildiği anlaşıldığından; idari para cezasınailişkin kararın hukuka aykırılığı iddiasının da, idari yargı yerinde görüleceği kuşkusuzdur. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesi ve aynı Kanunun 27. maddesine 5560 sayılı Kanun’la eklenen sekizinci fıkra hükmü bir arada değerlendirildiğinde, 2918 sayılı Kanun’un 48. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen idari para cezası ile aday sürücü belgesinin iptaline karşı açılan davanın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın başvurusunun reddi gerekmiştir. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 20.05.2019 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi” ifadeleri yer aldı.

İspat sıkıntısı yaşanıyordu
Öte yandan, sorunlu alkolmetreler ve alkolmetrelerdeki sorunlu ölçümler, aday sürücüler için uygulanan 0.20 promil alkol sınırı, kandaki alkol miktarının saatte 0.15 promil düşerek vücuttan atıldığı kabul edilen adli tıp içtihadı nedenleriyle aday sürücüler mağdur oluyordu. Trafik çevirmesi ve alkol kontrolü sırasında alkolmetreye üfleme sonrası ehliyeti iptal edilmiş aday sürücüler; alkol almadığından bahisle hemen hastanelerin yolunu tutuyordu. Ancak alkolmetre ile yapılan ilk ölçüm ve kan testiyle hastanede yapılan ikinci ölçüm arasındaki süre farkının alkolün kandan saat başı 0.15 promil düşme miktarı ile arasındaki adli tıp içtihadı ile oluşan sabit denklem sürücüleri zora sokuyordu. Zira sürücüler alkolmetreye üfleme sonrası uygulanan yasal işlemlerin prosedürü, aracın otoparka çekilmesi veya ehliyetli ve alkolmetreye üfleyebilecek bir şahsa teslim edilmesi sonrası iki saat içerisinde anca gidebildikleri hastanelerde; bahse konu denklem nedeniyle alkollü olmadıklarını ispatlama sıkıntısı yaşıyordu.

Seyahat özgürlüğü kısıtlanıyordu
Kamu Denetçiliği Kurumu, verdiği kararla bu sorunun çözümünü istiyordu. Konuya ilişkin detaylı bilgi, Akdeniz Manşet gazetesinde yer alan 07 Haziran 2019 tarihli https://www.akdenizmanset.com.tr/ozel-haber/alkolmetreler-davalik/160130/ linkindeki “Alkolmetreler davalık!” haberinde de yer almıştı. Mağdur sürücüler hastanelere başvurunca alkolün kandan yok olma süresi ve promil sınır değerinin düşüklüğü arasındaki ilişkiden, ölçüm teknikleri ve ölçüm cihazlarının sorunlarından kaynaklı mağduriyet sonrası bir de sulh ceza hakimliklerinde bürokratik şekilde uzayan yargı süreleri nedeniyle mağduriyet yaşıyordu. Kararlar aylarca çıkmayabiliyor, çıkan kararlara da yeterli inceleme sonucu verilmediğinden bahisle itiraz yolu seçiliyordu. Dava açan ancak ehliyeti olmayan sürücüler, “dava sürecinde aylarca seyahat özgürlüğünden oluyordu,”  Alkol kullanmadığını ispatlayan sürücülerin ehliyetinin vakit geçirmeden iade edilmesinin yolunun açılmasını isteyen bahse konu KDK kararında; alkol kontrolünde teknik cihazla yapılan ölçüm sonucuna itirazın ancak mahkemelere yapılabildiği, dolayısıyla sürecin ağır işlediği anlatılıyor. KDK kararı sonrası çıkan uyuşmazlık mahkemesinin kararı, bu konuda davacı aday sürücüleri rahatlattı. Aday sürücüler bu konuda yürütmeyi durdurma kararı talep edebilecek.

admin (semihkoken@gmail.com)